28 Ağustos 2012 Salı 0 yorum

Hepsi Biraz Aşık


   Kimileri var ki hayatta her konuda, her işte bencil olur. Hep bir egoistlerdir. Onlara göre: onlar olmasa hayat bu akışını sürdüremez. Hayata ve başka insanlara hiçbir faydaları olmamalarına rağmen kendilerini hayatın odak noktası ederler. Bu türden insanların dışında, onlarla sadece şekil ve yaşamsal fonksiyonlar ile benzerliği olan insanlar da yok değil tabii. Yani kasettiğim bencilliği akıllarından tamamen atmış insanlar. Küçük bi’ istisna dışında…

   Bahsettiğim bu 2 insan tipinin bencillikte buluştuğu ortak tek nokta var; “AŞK.”
   Evet, aşk her insanın ortak bencilliği. İnsan birçok şeyi çokça sever hayatta; “Ailesini, işini, evini-arabasını…” gibi. Bu saydıklarımı, kimileri paylaşmayı kabullenemezken; kimisi de başkalarıyla paylaşabilir. Başkasının ailesini sevmesini sorun etmez örneğin. İşinin diğer insanlar tarafından beğenilmesi hoşuna gidebilir. Ama ortak nokta dedik ya hani; “AŞK” dedik hani. İşte orda tüm insanlık aynı bedene, aynı ruha bürünür adeta. Sanki gördüğünüz her yüz bir diğerinden biraz daha bencil olur…

   Hepsi aşk dediği insanı sadece kendi yanında olsun ister; bir aile özlemi gibi.
   Hepsi üstüne titrer aşk olduğu insanın; koruyup kolladığı evi-arabası gibi.

   Bir insana kalkıp bencillik ettiğini söyleyemez başka bir bencil. Herkesin bir bencilliği vardır çünkü. Hepimiz az çok tattık aşkı. Kimselerle paylaşmak istemedik sevdiğimiz insanı. Onu alıp çok uzaklara götürmeyi; çok uzaklarda, çok sevmeyi arzuladık. Birbirine sarılı kollarda, birbirimize sinmiş kokularda yaşlanmayı…

    Kısacası;
    Her insan bir bencil yada bir diğer şekilde; hepsi biraz aşık.


Hasan BULUT



10 Ağustos 2012 Cuma 0 yorum

Suçun değil; Cezan


   Bazen çıkıp bir kayanın üstüne düşünürsün; batmış günün sonunda ay ve yıldızlara bakıp. Sanki o karanlıkta bir onlar varmış gibi. Bir onlar senin yanında, bir onlar dostun senin. Anlatırsın onlara tüm derdini konuşmadan, sadece seyredersin; ama onlar anlar. Tüm acılarını bilirler. Neler çektiğini, neleri ne için göze aldığını. Kaç gece uyuyamayıp ağladığını bilirler; görmüşlerdir.

   Suçlu görürsün kendini. Hep bir hatalı. Sevmişsin birini; sanki bu bi’ suçmuş gibi. Anlamazsın ki suç değil bu, suçlu değilsin; sadece ceza çekensin. Aşık olmak senin cezan. Mutsuzluklarının cezası aslına bakarsan. Mutsuz kaldın sen hep, mutsuz ettin kendini. Hep umutsuzdun, hep karamsar. Sonunda hayat yargıladı seni. Ve kesilen ağır ceza; AŞIK OLMAK.

   Biliyordun bu sonu. Herkes gibi olacaktı sonu. Kim bilir, belki de sırf bunun için işledin bu koca suçları. Sırf aşkı istedin diye mutsuz ettin kendini. Sırf biri gelsin de mutlu etsin diye seni. Ama unuttuğun şeyler var sayın mahkum; cezasını çeken hiçbir suçlu mutlu olmaz, mutlu etmez hiçbir ceza suçlusunu. Aşık olmak da mutlu etmez seni. Aldanırsın, büyüsüne kapılırsın. Başta her şey çok güzel görünür gözüne. Yürümüyorsun da artık, uçuyorsun gibi hissedersin. Peki sonra? Bunları çıktıktan sonra ne var? Üzüntüler var, kırılganlıklar, pişmanlıklar, keşkeler, ayrılık var. Bunlarla sonunda yine mutsuzluk var vesselam. Hatırladın mı sayın mahkum, mutsuzluk ne getirir?
Cevabı basit; AŞIK OLMAK

   Bu böyle sürüp gidecek. Sen dertleşeceksin ay ve yıldızlarınla her gece. Sabahında yine bir ihbar telefonu hayat karakoluna; bu adam yine mutsuz. Yine biri gelip yakalayacak seni. Yine hapsolacaksın onun yüreğine. Orda yatacaksın cezanı. Orda aşık kalacaksın; Bir başka ayrılığa kadar…

   Unutma ki cezalar getirmez suçları; suçlarla gelir cezalar.
   Aşık olmak suçun değil; Cezan.


Hasan BULUT
7 Ağustos 2012 Salı 2 yorum

Bebek

   Açtın o güzel gözlerini bebek. Küçücük, yumuk yumuk ellerin. Günahsız daha tertemiz yüreğin. Kader düşmanın değil henüz. Üzülmezsin, üzemezsin kimseleri; daha miniciksin. Belki koca bir aşkın meyvesisin; belki tek gecelik bir sevişmişliğin bedeli. Ne olursa olsun kimsenin bir kabahatini, bir suçunu üstlenemezsin. Kaldıramaz ki yürekciğin...

   Kim bilir ne mutsuzluklar çıkacak karşına, ne kadar üzüleceksin kim bilir. Ne umutsuzluklara düşüp, ne küfürler edeceksin kader alçağına. İsyan edeceksin; "Neden?" diyeceksin. Neden ben diye düşüneceksin. Her şey ters gidiyor, hep bir aksilik var sanki. Tükeniyor gibi hissedeceksin, pes eder gibi. Tam da bırakacakken kendini; biri çıkacak karşına. Unutmak isteyeceksin bütün umutsuzlukları, mutsuzlukları. Onda arayacaksın umudu, mutluluğu. Heves edeceksin; sahiplenmek isteyecek. Ya o biri seni kendisine aşık edecek yada bir gecelik heves olacaksın; sabahına bitecek.

   Hayat bu küçüğüm. Suçlar var, cezaları boyundan büyük; aşklar var, hevesleri senden minik.

   Unutulmaz yaşananlar bebek. Diner belki sende kanattıkları yaraların acısı ama hep bir izdir kalır, artık acıtmasa bile gördükçe hatırlatır. Yapabileceğin tek şey; unutmak değil, kalan izlerine alışmaktır yaralarının. Sen de büyüyeceksin, belki bu adam gibi öğütler vereceksin senden sonrakilere. Sen de günahsız bir küçüğe hayat vereceksin. Belki koca bir aşkın meyvesi olacak; belki tek gecelik bir sevişmişliğin bedeli.



Hasan BULUT
 
Başka Nerde Yazar ki Bu Adam?

;